Forum •  Email •  Bize Yazın •  Ziyaretçi Defteri •  Anasayfam Yap •   
 Siteiçi Arama
Sonuçlar 2-3 saniye gecikmeli gelir.
Kullanıcı Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre
Şifrem
Yeni Kayıt
Güncel Haberler
Sevgi üç türlüdür

 
Anasayfa / PSİKOLOJİ / 





Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ZİHİN KONTROLÜ - Zihin Kontrol Yöntemleri

Bilgi (information), insan davranışlarını yönlendiren en önemli etkenlerden bir tanesidir. İnsanoğlunun yaşam süreci içinde karşılaştığı olaylara cevap olarak üreteceği davranışlar için bir hammadde sağlayan bilgi, çoğu kez bu davranışları bizzat şekillendirir. Dolayısıyla, bilginin kaynakları ve sunuluş biçimleri, doğrudan davranış kalıplarının etkiler ve insan davranışlarına yön verir. Günümüzde teknolojideki başdöndürücü ilerleme ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması, bilginin, belki de gelmiş geçmiş en büyük silah olarak kullanılması konusunu kaçınılmaz bir şekilde önümüze getirmektedir. Bilgi yoluyla zihin ve davranış kontrolü, her birimizi bireysel olarak ilgilendirdiği için, sanıldığından çok daha büyük öneme sahiptir. Zira bireyin bilinçlenmesi, toplumsal zihin kontrolünü güçleştiren en öenli faktörlerden birisidir ve zihin kontrol mekanizmaları en çok da bu alanda işletilmektedir.

Zihin Kontrol Yöntemleri

Komplo teorileri ve bilim-kurgu meraklıları için zihin kontrolü, vazgeçilmez ve çekici konularda bir tanesidir. Örneğin ünlü “Mançuryalı Aday” filminde, savaş gazisi askerlerin beyinlerine yapılan bir operasyonun, onları belli komutlara duyarlı robotlar haline dönüştürmesi ve bu askerlerin bir suikast silahı olarak kullanılması anlatılır. Gerçekte bu tip zihin kontrol yöntemleri teorik olarak mümkün olmakla birlikte, pratik uygulanabilirliği oldukça sınırlıdır ve kitlesel kontrol için uygun yöntemler değildirler. Yine son zamanlarda, özellikle elektormanyetik silahlar ve elektormanyetik (EM) dalgalarla zihin kontrolü konusunda yapılan spekülasyonlarda, bilimsel verilerle safsatalar biribirine karıştığı için ortalıkta göz gözü görmüyor! Kaynakları okuyan sıradan bir okuyucu, adeta CIA’nın merkez ofisindeki bir operatörün İstanbul’daki bir kişinin zihnini uzaktan, adeta bir oyun çubuğuyla kontrol edebileceğini, insanların aslında kolaylıkla robotlaştırılabilecek yaratıklar oldukları sanrısına kapılabiliyor.

EM dalgaların biyolojik dokuları, özellikle de beyni etkilediği bilinen bir gerçektir. Fakat insan davranışları çok karmaşık bir yapı sergilediğinden, beynin özel bölgelerine operasyonlarla bir takım minik elektrotlar yerleştirmeden, dışarıdan insan davranışlarını kontrol etmek oldukça zordur. EM dalgalarının bir çoğu, canlı bedene gönderildiğinde onu sadece biraz “ısıtır”; diğer başka tip EM dalgalar ise dokuda kalıcı hasarlara neden olabilir. Teorik olarak, beynin bazı zihinsel durumlarda yaydığı özel dalgaları algılayarak, buna uygun elektromanyetik sinyalleri tekrar beyine gönderip, çalışmasını etkilemek mükün olmakla birlikte, pratikte bunun yapılabilirlik ihtimali oldukça düşüktür (teknik zorluklara bağlı olarak). Bir başka güncel teori ise, özellikle görsel basında, hızla akan görüntüler arasına serpitirilen bilinç-altı (subliminal) mesajlarla yönlendiriliyor olduğumuz meselesidir. Bir düzeyde gerçekliği olmakla birlikte, bu tip yöntemlerin de istenen kitlesel etkiyi yaratmaktan uzak olduklarını biliyoruz.

Fakat zihin kontrolü için tek yol bunlar değil. Aksine, bu yöntemlerin yazılı ve görsel basında sıkça yer alması, aslında günlük yaşamda adeta bir bombardıman halinde üzerimizde denenen bir çok “günlük” zihin kontrolü yönteminin gözden kaçmasını sağlıyor ve insanların, özellikle bu tip konuları “merak etme eğilimi gösterenler”in zihinler, bilim-kurgu yöntemlerle meşgul ediliyor. Özetle, “zihin kontrolü paranoyası” ile zihin kontrolü!

Günlük (!) Zihin Kontrol Yöntemleri

Aşağıda, alınan bu bilgiler ve sosyal etkileşimler sırasında karşılaşabileceğimiz binlerce zihin kontrol yönteminden bir kaç tanesini sıralamaya çalışacağım. Bakalım her birimiz günlük yaşamımızda bunlardan kaç tanesine maruz kalıyoruz?

  • Grup baskısı: Ait olunan grubun değerleri dışında değerlerin kabul edilmemesi için yapılan telkinler, sınırlamalar bütünü.
  • Eski değerlere saldırı: Yeni bir takım fikirlerin kabulünü kolaylaştırmak için eski değerlere saldırarak onları gözden düşürmeye çalışmak (Bunun örneklerini sıkça yaşıyoruz).
  • Meta-iletişim: Konuşma veya yazma sırasında sürekli belli bir kelimeler dizgesini yahut belli bir jargonu kullanarak ana içeriğin üstünde mesajlar verme (örneğin, konuşmalarda sürekli olarak “ultra-yeni Türkçe(!)” kelimeler ve anlaşılması zor ifadeler kullanarak verilen “ben sizden değilim/seçkinim” mesajları).
  • Soru yasaklama: Otorite kullanarak, grup/cemaat/rejim içindeki hakim düşünceyi tehlikeye sokabilecek soruların önünün kapatılması, soru sormanın ayıplanması, cezalandırılması.
  • Lisan suistimali: Lisanın kasıltı ve yaygın bir biçimde kötüye kullanılması ile insanların lisan yeteneklerini, dolayısıyla düşünme ve algı melekelerini sakatlamak (Televizyonlarımızdaki yaygın argolaşma ve lisan bozukluğu, bir örnek olarak verilebilir).
  • Celbedilmiş Söz-yitimi (afazi): Tıbbi bir terim olan ve konuşma/anlama melekelerinin yitirilmesi anlamına gelen ‘afazi’nin toplumbilimsel türevi (isimlendirme, Sayın Alev Alatlı’ya aittir). Kelimelerin anlamlarında karmaşa yaratarak ve aslı/tanımı olmayan yeni kavramlar ortaya koyarak, insanların iletişim yeteneklerini baltalamak ve kişileri, aynı dili konuşmalarına rağmen, birbirlerinin dilinden anlamaz hale getirmek (Ülkemizin temel sorunlarından bir tanesidir; örnek: Televizyonlardaki bütün tartışma programları).
  • Giyim kodları: Giysilerde belli biçim ve işaretler kullanılarak mesajlar verilmesi; giysilere, aslında olmayan mesajlar yüklenmesi ve bu sayede insanlar arasındaki farklılıkları pekiştirme/vurgulama çabası (örneklerini her gün görebiliriz).
  • Slogan atma/Slogan Düşünce: Topluluğa ait düşünsel kalıpların bireyler arasında bilinçsizce ve sorgusuz olarak kabul edilmesine yönelik, yüksek sesle tekrarlanan sloganların atılması, sloganvari ifadelerin her fırsatta tekrarlanması (ki, bu yöntem, orijinal düşünce karşısındaki en önemli engellerden bir tanesidir).
  • Parasal bağımlılık: Mali kaynaklar üzerinden bağımlı hale getirme. Bu şekilde bağımlı hale geitirlen birey veya topluluğun yönlendirilmesi büyük ölçüde kolaylaşır.
  • Sosyal yalıtım: Tehlikeli veya riskli düşünce/eylem sahibi birey veya grupların genel topluluktan ayrılması, iletişimlerinin kısıtlanması.
  • Kontrollü korku/paranoya: Toplumu veya bireyi sürekli gergin, korkulu bir halde tutmak üzere senaryolar üretme (A.B.D. yönetiminin kendi halkına karşı uyguladığı en yaygın kontrol yöntemlerinden bir tanesidir).
  • Zihin dumuru / Limbik ateşleme: Beyinde, cinsellik, iştah, zevk gibi duyularla ilişkili bölgelerin (örneğin Limbik sistemin) aşırı olarak uyarılmasını sağlayarak, üst beynin yüksek zihinsel işlevlerini dumura uğratmak, bireyleri zevkperest robotlara dönüştürerek, potansiyel düşünce suçlarını ve fikri tehlikeleri bertaraf etmek (Haber bültenlerinde, müzik kanallarında ve bazı özel kanalların genel yayın politikasında gözleyebileceğimiz cinsel, hatta sapkın içerikli haberler, diziler, filmler ve görüntüler örnek verilebilir).

Yukarıda sayılanlar, aşikar bir çok yönlendirme mekanizmasının yanı sıra işleyen, biraz daha örtülü yöntemlerden sadece bir kaç tanesidir. Haber bültenlerinde haberlerin veriliş tarzının kanallara göre nasıl farklılıklar gösterdiğini, Amerikan filmlerindeki kahramanlık temalarını, gözümüze sokulan ve “izlenme rekorları” kırdırılan dizilerde bize öğütlenen yaşam tarzlarını şöyle bir düşünmek yeter aslında. Bunlara benzer daha binlerce yöntemin var olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu yöntemlerin hiçbirisi tek başına bireyi veya toplumu yönlendirmede çok fazla etkili değildir. Fakat bunların birleşik halde, topyekün kullanılması, tahminlerin çok ötesinde kontrol başarısı sağlayabilir. Özellikle ülkemizdeki birçok anormal toplumsal davranışın altında bu tip nedenlerin de rol oynadığına kuşku yok.

Bireylerin, kitlesel yönlendirme ve zihin kontrolü konularında bilinçlenmesi, bu mekanizmaları işlevsiz kılabilecek en önemli unsurlardan bir tanesidir. Fakat çok daha önemli olan husus, değerlerine bağlı, müsbete yönlendirilebilme potansiyeli taşıyan insanlar yetiştirmektir. Zira, belli değerleri olan insanlar, menfi yönlendirilmelerden en az etkilenen kişilerdir. Eğer bir toplum, büyük oranda hayvani ihtiyaçlarını karşılamayı birinci öncelik edinmiş fertlerden oluşuyorsa, zihin kontrolörlerinin işi hiç de zor değil: Havucu burnuna tut, at koşmaya başlayacaktır...

Kaynak: Dr. Sinan Canan
www.onarimcilar.net

Bu yazı 44902 defa okundu.



Bu Kategorideki Diğer Başlıklar
 - Saç baş yolduran hastalık
 - Psikoloji nedir? Psikolojik hastalıklar nelerdir? Psikolojik hastalıklar nasıl tedavi edilir?
 - DUYGUSAL ZEKA TESTİ
 - SOSYAL PSİKOLOJİ
 - ÖFKE ve KONTROLÜ
 - İntihar ve Şiddet
 - Özgüveninizi Sabote Etmeyin!
 - SORUMLULUK ....
 - Sosyal Fobi Nedir?
 - Pozitif ol, hastalanma!
 - DEPRESYON NEDİR?
 - İNTİHARLA İLGİLİ SIK SORULAN SORULAR
 - TİKLER
 - FOBİLER
 
MAKALELER
KİŞİLİK
EĞİTİM
İLETİŞİM
HİPNOZ
PSİKOLOJİ
BAŞARI
BAŞARI ÖYKÜLERİ
HAFIZA
KARİYER
AKTİF ÖĞRENME
İMAJ
BEDEN DİLİ
HAYATA DAİR
YAŞAM
MİZAH
ŞİİR
GELİŞTİREN SÖZLER
KİTAP ÖZETLERİ
BİYOGRAFİ
SAĞLIK
BİLGİ


Yeni Eklenenler
Hipnoz hastalıklara alternatif mi?
İbn-i Sina'nın Sağlık Reçeteleri
Saç baş yolduran hastalık
Hakikat Nedir? Gerçek Nedir?
ÖZ'ÜN TERCÜMANI SÖZ
BAŞKALARININ DERDİYLE DERDLENMEK
PSİKOLOJİ ve TASAVVUF
Başarının Sırrı
Zafer Azimlilere Aittir
Psikoloji nedir? Psikolojik hastalıklar nelerdir? Psikolojik hastalıklar nasıl tedavi edilir?
Kurum İçi İletişimin Önemi
Çiftler, evliliğin ilk yıllarında hangi hataları yapıyor?
İyi Ol, Sağlıklı Ol
Yunus Emre
ASMA YAPRAĞI


Döviz Bilgileri
(Doviz)
Alış
Satış

Dolar:
2.2218
2.2258
Euro:
2.7667
2.7717
Güncelle